Geçenlerde sarhoş oldum, komedinin daniskasıydı.
Öss sonrası tercih stresiymiş, sadece aileyle 3 hafta geçirmekmiş derken sıkıntıdan patlayan ruhum sirtaki yapmak istedi, karşı koyamadım. Ben de ne yaptım? Kalktım, doğduğum yere, yani Old English Pub’a gittim, Mr.Garson’a Smirnoff Ice Tea evlat, dedim. 4 dakikaya kalmadı hemen silindir bir bardak getirdi(hacmi: pirekarehaş). Hemen diktim tabii ve bir tane daha getir azizim, dedim -yalan tabii ki- yarısına gelmeden içimdeki afakanlar dansa başladı. Bayağı da sağlam dans ediyorlardı gerçekten.
Yarım dakikaya kalmadan afakan bahçesi oluverdim. Karşı koymak mümkün değildi, çünkü hard rock grubu getirmişlerdi yanlarında ve hazır bahçe bulmuşken bırakmak istemediler.
İşin en tuhaf tarafı da şu: Benim saçma sapan konuşmam gerekirken bütün bu Afakan Arkadaş Grubu Partisinin ardından, ben kalkıp yanımdaki zavallı korkmuş arkadaşıma ‘Eğer borsaya gireceksen Pınar Süt’le başla bu aralar şahlandı’ dedim.
------
SELVA KARCI
18 Temmuz 2007
09 Temmuz 2007
ŞİİR (yazdık birşeyler)
HASAN AMCA’M
Odandayım şimdi
Küçücük dev kütüphanenin tam karşısında
Ördekli çerçevenin altında
Hasan Dede’nin biraz solunda
Oturmuş kitaplarına bakıyorum
Ne çok kitap çaldım buradan
Fark ettin bazılarını
Gelip gittikçe buralara
Ne ararsan vardı burada
Fransızı,almanı,ingilizi,rusu
Korkuyorum şimdi çocuklardan
Ya onlarda benimkileri çalarsa diye
Ben de gidiyorum şimdi
Senin gittiğin gibi
Kitaplarım kütüphanemde
Odama girenler epeyce
Epeyce kitap alan çocuk
Bıraktım,çalın hepsini
Yeğenlerim varsa
Bıraktım onlar da çalsın.
VAPUR
Barbaros Hayrettin İskelesi’ne
Koştum
Bakmadım kimselere
Omzum ağır
Kollarım ağırdı,
Poşetlerle.
Bilet gişesini buldum
Kalabalıkta.
Para üstü elimde
Bindim vapuruna
Kadıköy’ün.
Üşüdüm
Soğukluğunda
Gecenin.
Karardım karanlığında
Göğün, gecenin.
Ufuk çizgisi çoktan
Uyuyakalmıştı.
Dalgalar sallamış,
Ay ninni söylemişti.
GARİP
Türk Sanat müziği dinleten bana,
Parmakta sigara kokusunu özleten,
Kadehleri öptüren çoğu zaman,
Karnımda solucanlar gezdiren…
Rüzgarları görünce gülümsediğim,
Film karelerinde aradığım,
Şarkılardan çaldığım…
Eşref saatini bekleten,
Ay’ın şeklini kollatan,
Durup düşündüren…
Gazete kokusu,
Portakal kabuğu,
Pencere gıcırtısı gibi
Garip bir şey.
Düşmanıma verme!
Korkutucu,
Ürkek, ağlak bişey.
Dost musun?
Sevgili mi?
Yoldan geçen tanıdık mısın?
Buyur sen seç!
Ben seçemedim.
Gerisi olmayan, benim gittiğim senin kaldığın
Yerin küçük oğlan çocuğu;
Gülüp duran
Hüzünlenip bana anlatan
Aklımı karıştıran küçük mavicik
Ya konuş, mırıldan ufak ufak
Söyle ben de arıyorum şarkıları ,
Ben de garipsiyorum diye.
Ben de öyle gideyim,bavulumun içinde gelsin garip
Haleti ruhim.
Olmaz mı?
MERVE ARCASOY
Gönderen
Tetra
zaman:
7/09/2007
0
yorum...